yiyecek-içecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yiyecek-içecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haziran 07, 2009

Şaraplarımızın Karneleri Dağıtıldı

Dünyanın en ünlü şarap tadımcısı ve İngiliz Financial Times gazetesinin şarap yazarı Jancis Robinson Türk şaraplarını tattı ve not verdi. Boşuna aramayın Sarafin Merlot Yok. Hanımefendi Sarafin Merlot'yu tatmamış.

İşte notları;

Beyaz şaraplar

Corvus, Teneia Çavus 2006: Yumuşak ama yine de yoğun. Özellikle de sofralık üzümden yapılan bir şarap için.

Corvus, Teneia Çavus 2004: İnanılmaz taze. Burunda buruk limoni bir koku bırakıyor.

Corvus, Zeleia Vasilaki 2004: Yeşil yaprakların aromasına sahip. Gövdeli, damakta uzun süre kalıyor. Asidi düşük.

Corvus, Zeleia Vasilaki 2007: Biraz acı. Gövdesi çok zengin. Damakta kalıcı.

Corvus, Blend Bianco 2006: Çok zengin ve enteresan. Dengeli bir şarap.

Diren, Selection Beyaz 2007: Lezzetli ve ince bir şarap. Biraz hafif ama bu sorun değil. Özellikle sıcak bir günde tanrının bir lütfu.

Doluca, DLC Sultaniye/Emir 2008: Taze ve yeşil asidi ile lezzetli. Emir’in dominant olduğunu düşünüyorum.

Idol, Ege Bağları Chenin Blanc 2008: Çok taze ancak biraz buruk. Bitimindeyse biraz ağır.

Idol, Ege Bağları Viognier 2008: Parfümsü, Biraz tuzlu, Bitimimide asit ve alkol hakim. Dilimin ortasında biraz ağır bir tad aldım.

Kavaklıdere, Cankaya 2008: Çok taze, ve uygun fiyatıyla Türkiye’de kolay bulunuyor. Dürüst. Manipüle edilmemiş.

Kavaklıdere, Côte d’Avanos Sauvignon Blanc 2006: Dokusu düzgün ve dengeli. Uzun, damakta kalıcı. Genç içilmeli

Kavaklıdere, Prestige Narince 2007: Burunda beyaz biber kokusu bırakıyor. Ama bitimde biraz fazla tatlı.

Kavaklıdere Narince/Emir 2008: Tatlı başlayıp tatlı bitiyor.

Kocabağ Emir 2007: Dokusu düzgün, burunda etkileyici. Taze ve sıkı

Sarafin Sauvignon Blanc 2008: Uluslararası aromaya sahip. Biraz kısa ama ama aldatıcı. Sonradan eklenmiş tatlılıktan iyidir

Sevilen, Premium Chardonnay 2007: Canlandırıcı. Dengeli, biraz uzun. Yıllandırmaya müsait.

Turasan, Seneler Narince 2007: Çok tatlı değil. Canlı, yıllandırmaya müsait

Umurbey Sauvignon Blanc 2007: Biraz ağır ve acı. Başlangıçta tatlı ve düz, bitimde kekremsi

Pembe şaraplar

Mey Kayra, Terra Kalecik Karası Rosé 2008: Dengeli, güzel ve kuru. Bitimde biraz buruk. Biraz basit ama dengeli. Özellikle dışarıda ızgara balık ile tavsiye ederim.

Pamukkale, Anfora Trio Rosé 2007: Kokusu ve tadı biraz tatlı. Biraz ağır ve belki biraz yaşlı.

Sevilen, R Syrah-Cabernet Sauvignon Rosé 2008: Dengeli ve kokusu enteresan. Dokusu ince. Sofistike.

Kırmızı şaraplar

Büyülübağ Cabernet Sauvignon 2005: Çok asitli. sağlıklı, iyi yaşlandırılmış. kuru bitim...

Büyülübağ, Reserve Cabernet Sauvignon 2005: Temiz, meyvemsi aromaya sahip, yumuşak. Dengeli ve sofistike

Corvus, Aegea Kuntra 2004: Gelişmiş görünüyor. Çok yumuşak. Ama oldukça hızlı yaşlanmış. Hafif...

Corvus, Aegea Kuntra 2005: Başlangıçta çok tatlı. Ardından asitli.

Corvus, Corpus 2004: Corpus Corvus’un en iyi şarabı. Cabernet Sauvignon, Şiraz ve Merlot kullanılmış. Oldukça zengin. Kadife gibi. Reşit Soley’e şarabını Amerikalı tadımcı Robert Parker’a tanıtmasını söyledim.

Corvus, Merlot/Karalahna 2005: Bu şarabın yüzde 70’i karalahna. biraz daha gelişmesi gerekiyor. Kokusu burnuma çok canlı geldi. Bunun ümit vaad eden bir karışım olduğunu söyleyebilirim.

Corvus Öküzgözü/Boğazkere 2004: Şeffaf ve meyvemsi. Kesişnlikle zirvesinde.

Doluca, Karma Shiraz/Boğazkere 2007: Açık ve parlak kırmızı renkte. Burnumda meyvemsi bir koku bıraktı. Çok direk. Çok yeni dünya.

Diren, Selection Kırmızı 2007: Narin, elegan, Cabernet’in kokusu ağır basıyor. İçimi kolay.

Doluca, Signium 2006: Çok koyu kırmızı. meşe kokulu, çok asitli.

Doluca, Kav Boğazkere/Öküzgözü 2006: Tatlı ve asit belirgin. Çok ahenkli değil.

Gülor, Sangiovese-Montepulciano 2005: Hafif ve canlı. Biraz ince olduğu düşünülebilir. Dilin ortasında meyvemsi tadı alıyorum.

Gülor Cabernet Sauvignon/Merlot 2006: Kokusu baharatlı. çok asitli. meyvemsi özelliklerini kaybetmiş, Ya oksijen ya da ısı nedeniyle...

Idol, Consensus 3 Meşe Shiraz /Cabernet /Merlot 2006: Meyvemsi özelliklşeri ön planda. Yeni dünya.

Kavaklıdere, VinArt Kalecik Karası/Syrah 2008: Başlangıçta tatlı. iddialı

Kavaklıdere Alicante 2008: Çok koyu. Biraz baharatlı, meşe fıçılarda dinlendirilmiş, çok taze.

Mey Kayra, Buzbağ Rezerv 2004: Tatlı ve çok olgun.

Pamukkale, Anfora Shiraz 2005: Açık kırmızı, basit meyvemsi stili var. Tatlı ve düz.

Sevilen Centrum Syrah 2006: Odukça koyu kırmızı. Tatlı, çok meyvemsi. Belirli bir hamölıkla olabildiğince basit. Gebnç üzümler kullanılmış.

Talay Cabernet Sauvignon/Merlot 2006: Çok koyu kırmızı. Tatlı. Bana baharatlı Maremma kırmızısını hatırlattı. Çok canlı ve aynı zamanda hafif buruk.

Turasan, Seneler Cabernet Sauvignon 2007: Kokusu Napa gibi. Biraz daha saflık ve tazelik aradım. Ama Türkiye’de çok popüler bir stil.

Umurbey Cabernet Sauvignon/Merlot 2007: Açık kırmızı, daha basit ve büyülübağ Cabarnet’lerinden daha yeni dünya. Tatlı ve meyvemsi.

Haziran 01, 2009

İsa'nın Menüsü



İsa'nın son yemeğinde ne yediğini çok merak ettiğinizi biliyorum. Bu merakınızı gidermek için sıkı bir çalışma yaptım. Sonuç işte aşağıdaki şekilde.

Gastronomica dergisi yazarlarından John Varriano, İsa ve havarilerinin son yemeğinin mönüsünün, şimdiye kadar bilinenden farklı olduğunu iddia ediyor. (Bunu zaten çok iyi biliyorduk)
Ünlü freskin 1997′deki temizliği ve restorasyonu sırasında, İsa ve havarilerinin ekmek ve kuzu eti değil; ızgara yılan balığı (eel) ve portakal dilimleri yediği anlaşılmış.
Varriano’nun dediğine göre Son Yemek'in resmedildiği zamanlarda balığı portakalla yemek pek bir modaymış.
Leonardo’nun resmettiği bu mönü, kendi gastronomik tercihlerini de yansıtıyormuş.
Çünkü Da Vinci’nin 1400′lerden kalma alışveriş listelerinden, markete ne zaman gitse ‘biberli ekmek, yılan balığı ve kayısı’ aldığı anlaşılıyormuş.

Mayıs 28, 2009

Cilveli Kahve


'MANİSALI CİLVELİ KAHVE' PATENT SAHİBİ OLDU Meğer 'cilveli kahve' de varmış. Adından anlaşılacağı gibi sunumu ve tüketilişi çok farklı.Manisa'da eski dönemlerde gelinlik kızlar, evlerine gelen görücülere bu kahveyi ikram edermiş. Bol köpüklü kahvenin üzerine öğütülmüş badem konurmuş. İşte o ''cilveli'' adıyla bilinen Türk kahvesi, patentle koruma altına alındı.Manisa'nın tarihi ve turistik mekanlarından olan Yenihan'da kafe işletmeciliği yapan Tamer Çipiloğlu, cilveli kahveye sahip çıkıp yeniden canlandıran kişi. Eski dönemlerde şehzadeler için de özel olarak hazırlana bu kahve, asıl şöhretini gelinlik kızlarla edinmiş. Gelinlik kızlar evegelen görücülere bu cilveli kahveyi hazırlarmış.
CİLVELİ KAHVE NASIL HAZIRLANIYOR?
Cilveli kahve, sunumu ve tüketiliş şekliyle diğer kahvelerden ayrılıyor.Fincana dökülen bol köpüklü Türk kahvesinin üzerine çifte kavrulmuş,öğütülmüş badem ve iki çeşit baharattan oluşan karışım dökülüyor.Kahvenin yanında bir kaşık veriliyor. Kahve içilmeden önce bademler yeniyor. Ardından kahve içiliyor. Köpükle badem ezmesinin karışımı özelbir tat oluşturuyor. Dövülmüş bademin kahvenin dibine çökmemesi için mutlaka çifte kavrulmuş olması gerekiyor.'
CİLVELİ', KORUMA ALTINDA
Unutulmak üzere olan bu içeceği, 6 yıl önce tekrar tanıtmak üzere harekete geçtiklerini bildiren Çipiloğlu, ''Cilveli kahveyi koruma altına almakiçin ilk önce patent çalışmalarına başladık. Patent almak için başlattığımız çalışma, 2 senelik süreçte tamamlandı. Bundan sonra hemcilveli kahveyi tanıtmak hem de benzeri yeni türleri geliştirmek için çalışacağız'' dedi. Çipiloğlu, cilveli kahvenin özellikle yerli turistlerin ilgisini çektiğini, tüketiminin giderek arttığını, bu kültürü unutan birçokManisalının da cilveli kahveyle yeniden tanıştığını belirtti.