Sonunda gittim. Capitol sinemalarında. Baştan belirtmeliyim ki harika gözlükleri ve sinema salonları ile Capitol sinemaları çok kaliteli. Avatar'ı İzmir Balçova Kipa'da seyretmiştim. 3D açısından Alice, Avatar'dan çok çok daha iyiydi. Balçova Kipa Real 3D olduğu halde. Filme gelirsek. Filmin başında Alice denen kızı her çocuk klasiğinde olan gıcık ve kötü kız zannettim. O ne gıcık, sinir ve çirkin bir kızdı öyle. En beğendiğim karakter The Queen of Hearts rolündeki Helena Bonham Carter idi. Tam Tim Burton'luk karakterdi. Johnny Depp türkçe konuşunca bir tuhaf oluyor. Dublaj onun dışında bana batmadı.
Tim Burton'un yarattığı dünya harika. Her detay müthiş işlenmiş. Elbiselerde, kumaşlarda, makyajda, mimiklerde, mekanlarda, yerlerdeki karo taşlarda bunun izlerini görmek mümkün. Kahvaltı-çay masası sahnesi mükemmeldi.
Tabii kedi; o ne müthiş sırıtış öyle. Harikaydı.
Filmin son sahnesinde Alice'in herkese tek tek ayar vermesi ve "sizinle iş konuşalım bay ceykıp" diye Çin'e açılma fikri filan kötüydü.
Genel olarak ben seyirlik bir film olarak beğendim.
Notum 6,5/10
sinema-tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema-tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mart 11, 2010
Haziran 21, 2009
Marduk Geliyor

Emmerich yapmış yine yapacağını. "2012" 13 kasım'da vizyona giriyor. Müthiş filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
Mayıs 22, 2009
Nisan 15, 2009
Mart 18, 2009
Çok Şaşırdım

Bugünkü yazısında Cengiz Semercioğlu "hayatımda böyle bir uygulamayla ilk kez karşılaştım"diyor, kadınlara gelen menüde fiyat yazmadığını görünce. Ben de Türkiye'nin en etkili gazetesinde yaşam, stil, gusto, magazin konularında yazı yazan bu kadar cahil bir insan ile ilk defa karşılaşıyorum. Hürriyet'in parası ve forsuyla dünyanın her tarafını gezen, her mekanına girebilen bir insanın bu kadar cahil olabilmesi mümkün mü? Tabii ki bu kadar şey gördükten sonra insanın bu kadar görgüsüz olabilmesi mümkün değil. Cengiz Semercioğlu'nun en büyük şanssızlığı karşısındaki kadınların görgüsüzlüğü. Çünkü Cengiz Semercioğlu birçok yerde bu uygulama ile karşılaştığı halde, karşısındaki kadınlar "e bunlarda fiyat yok" dememişlerdir, demeye gerek duymamışlardır, çünkü bildikleri bir uygulamadır. Birlikte yurt dışında yemek yediklerini bildiğim yazar arkadaşlarına sorsaydı anlatırlardı. Çok uzağa gitmeye gerek yok, ülkemizdeki birçok beş yıldızlı otel restoranında, ciddi birçok restoranda bu uygulamanın olduğunu az çok buralara gitmiş her insan bilir. Gitmemiş olsa bile bu işlerle ilgili her insan bunu bir yerlerde okumuştur. Neyse Ertuğrul ağabeyi bir telefon açıp ayar vermiştir sanırım.
Mart 12, 2009
Tiyatroya Gidin
Hafta sonu güzel ve çok sürprizli bir oyun seyretmek isterseniz mutlaka Akbank Sanat Beyoğlu'na gidin derim. Oyunun adı Şeylerin Şekli. Bu güne kadar seyrettiklerinizden çok ama çok farklı. Yerinizde oturamıyacaksınız. Evet 3 defa yerinizden kaldırılacaksınız! Gerçekten.! Pişman olmazsınız. Keşke Ferhan Şensoy'da gitse izlese. Oyunculuk nedir hem kendisi hem oyuncuları görse. Abuk subuk, insanı tiyatrodan nefret ettiren oyunlardan vazgeçse. (şimdi adamları yine nezih! cevaplar yetiştirirler) Neyse konusu kısaca:
Sanat adına ne kadar ileri gidilebilir? Sınırı nedir? Ya aşk adına... neler feda edilebilir?
Aşkın ve sanatın birlikte irdelendiği bu çarpıcı oyun, aynı üniversitede okuyan iki çiftin karmaşık ilişkilerini gözler önüne seriyor.
14 Mart Cumartesi 17.00- 20.00
20 Mart Cuma 20.00
28 Mart Cumartesi 17.00-20.00
Oyuncular:
Esra Bezen Bilgin
Betül Çobanoğlu
Bartu Küçükçağlayan
Deniz Celiloğlu
Ödüller:
2008 Afife Jale Ödülleri, En iyi Yönetmen Ödülü
Lions Tiyatro Ödüleri, En iyi Yönetmen Ödülü
Tiyatro Dergisi, En İyi Yönetmen Ödülü
2008 Afife Jale Ödülleri, En iyi Kadın Oyuncu Ödülü Adayı (Esra Bezen Bilgin)
Sanat adına ne kadar ileri gidilebilir? Sınırı nedir? Ya aşk adına... neler feda edilebilir?
Aşkın ve sanatın birlikte irdelendiği bu çarpıcı oyun, aynı üniversitede okuyan iki çiftin karmaşık ilişkilerini gözler önüne seriyor.
14 Mart Cumartesi 17.00- 20.00
20 Mart Cuma 20.00
28 Mart Cumartesi 17.00-20.00
Oyuncular:
Esra Bezen Bilgin
Betül Çobanoğlu
Bartu Küçükçağlayan
Deniz Celiloğlu
Ödüller:
2008 Afife Jale Ödülleri, En iyi Yönetmen Ödülü
Lions Tiyatro Ödüleri, En iyi Yönetmen Ödülü
Tiyatro Dergisi, En İyi Yönetmen Ödülü
2008 Afife Jale Ödülleri, En iyi Kadın Oyuncu Ödülü Adayı (Esra Bezen Bilgin)
Şubat 23, 2009
Oscar Ödülleri
Şubat 22, 2009
Oscar Ödülleri

Bu yıl 81. düzenlenecek Oscar Töreni öncesi ben de tahminlerimi yazdım. Bu gece sabaha karşı Türkiye Saati ile 03.30 da açıklanacak Akademi Ödülleri için gönlümden geçen kazanacaklar listesi: (ne günlere geldik. Oscar alan filmleri ülkemizde 15-20 yıl sonra belki izliyorduk. Birçoğu hiç gelmedi bile. Şimdi ise daha vizyona girmemiş filmleri bile seyrettik.)
En İyi Film : Slumdog Millionaire
En iyi Yönetmen : Danny Boyle
En İyi Erkek Oyuncu : Mickey Rourke
En İyi Kadın Oyuncu : Kate Winslet
En İyi Yrd.Erkek Oyuncu : Heath Ledger
En İyi Yrd.Kadın Oyuncu : Penelope Cruz
Şubat 10, 2009
Bilimsiz Kurgusal Güldürüsüz
Geçen akşam Ferhan Şensoy'un " 2019 bilimsiz kurgusal güldürü" adlı oyununa gitmek durumunda kaldık. Durumunda kaldım diyorum; çünkü hatırını kıramıyacağım bir dostum elinde 2 localık (8 kişi) davetiye bulunduğunu söyleyince kalktık gittik. Adında güldürü olmasına rağmen Ferhan Şensoy'un beni değil güldürmek gülümsetebilmesinin bile onun açısından büyük başarı olacağını bilmeme rağmen belki de eğleniriz diye kalktık gittik. Gitmez olsaydık. Birinci perdeyi nasıl zor bitirdiğimi (sırf arkadaşımıza ayıp olmasın diye dayandık), arada çantamı, montumu kaptığım gibi arkama bile bakmadan oradan nasıl kaçtığımı anlatamam. 2019 yılında Türkiye'nin İran benzeri bir ülke olacağı varsayımı üzerine kurgulanmış, 15 yaşında bir çocuk tarafından yazılsa çok daha espirili ve düşündürücü olabilecek bir konu Ferhan Şensoy'un elinde piç olmuş. Yazık oraya para verip gelenlerin 20-30 lirasına. Allahtan para vermemişim. O ne klişe espriler, hiçbir zeka barındırmayan yapay sözler anlatamam. Beş kişi bir araya gelelim bu Türkiye 2019'da nasıl olur geyiği çevirelim bundan daha espirili olmazsa para almayız!. Gitmeyi aklınızdan bile geçirmeyin paranıza yazık.
Şubat 03, 2009
Mustafa

Sonunda ben de seyrettim. Filmi seyredip bitirdikten sonra ilk tepki olarak filme gitmeyin diye mail atanlara yazıklar olsun demek geçti içimden. Bir masum belgeselin izlenmesine dahi tahammül edemeyenlerin bir karikatüre tahammül edemeyen fanatik dinciden ne farkı vardır karar veremedim.
Atam seni alkolik, kadın ve zevk düşkünü, korkak, dinsiz komünist gösteriyor diye kızmışlar filmi izlemeyenler! Seni boylu poslu (en az 2 metre), ağzına içki koymayan, üzülmeyen, hata yapmayan, kadınlarla sevişmeyen, hiç korkmayan biri zannettikleri için kızmışlar filmi izlemeyenler!
Üç kadın! Film boyunca sadece üç kadın -Corinne, Fikriye ve Latife- adı geçtiği için seni kadın düşkünü gösteriyor diye kızmışlar filmi izlemeyenler!
Tek bir sahnede içki içen atam alkolik olmuş muhafazakar ulusalcıların gözünde.
Benim gibi atamı derinliğine bilmeyen birinin bildiklerini bile göstermeye cesaret edememiş Can Dündar. Buna cesaret etseymiş herhalde şu an idamla yargılanıyor olurdu.
Kısacası atam ben seni bütün bu insani yönlerinle daha çok sevdim. Ve şimdi de mevcut bu millete rağmen yaptıklarını; bir kere daha takdir ettim atam. İyi ki şimdi yaşamıyorsun da seni koruduklarını zannedenlere, seni sevenlere tahammül etmek zorunda kalmıyorsun atam. Heyhat biz onlarla yaşamak zorundayız atam.
Ocak 10, 2009
İstanbul 2010

İstanbul...
Kültürleri
Buluşturan Kent
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti için yapılan çalışmalar, Yeni Mekanlar, Kentsel Uygulamalar, Müze ve Kültürel Miraslar, Sanat ve Kültür Forumları, Müzik ve Opera Programları, Gösteri ve Sahne Sanatları, Sinema, Belgesel, Animasyon. Hepsi ve fazlası www.istanbul2010.org adresinde.
s
Ocak 07, 2009
Avustralya

Avustralyalı yönetmen Baz Luhrmann'ın filminde yine Avustralyalı oyuncular Nicole Kidman (Lady Sarah) ile Hugh Jackman (Drover) başrollerde. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Avustralya'da geçen film gerçekten tam bir seyirlik. Mutlaka büyük perdeli iyi bir sinema salonunda seyredilmeli, DVD'si çıkınca alır seyrederiz denilmemeli. Nicole Kidman'ı anlatmaya gerek yok. Filmin bir sahnesinde, (Nullah'ı teselli için yanına gittiğinde gri arka fonun önünde alttan yapılan çekimde adeta uzaylı bir yaratık gibiydi. Zaten onu hiçbir zaman normal bir insan olarak görmedim. Tipi ve güzelliği gerçekten insanüstü izlenimi veriyor. Hugh Jackman ise başka bir alem.. Adam zaten People dergisi tarafından "yaşayan en seksi erkek" seçilmiş. Gerçekten bu adam James Bond olmayı ne kadar hakediyor ve ne kadar yakışırdı diye film boyunca düşündüm. Balo sahnesinde kendime hak verdim. Filme doyamayan bayanlar 22 Şubat gecesi düzenlenecek Oscar Ödül Törenini kaçırmasınlar derim. Çünkü Hugh sunuculuğu üstlenecek. Bu arada Aborjin-beyaz melezi çocuğu oynayan Nullah'a dikkat. O da çok iyiydi. Sonuçta filmi mutlaka görün derim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










